Kayıtlar

KIRIK HAYATLARIN SESSİZ ÖYKÜLERİ: LEPİSKA AYRILIKLAR KİTAP İNCELEMESİ

Resim
  Züleyha Yılmaz ’ın Lepiska Ayrılıklar adlı kitabını yeniden okuyup, hem kendim hem de okuyacaklar için birkaç satır yazmak istedim. Sevgi, aşk, merhamet, özlem ve pişmanlık gibi insana dair duyguların işlendiği kitap, 14 öyküden oluşuyor. Her biri hayatın içinden, tanıdık ve sarsıcı. Kitaba adını veren “Lepiska Ayrılıklar” öyküsünde, sevdiği adamın romanlarının kahramanı olmayı düşleyen Feriha’nın aşkını ve terk edilişini okuyoruz.  “ Bir Âşık Yaratmak ” öyküsünde ise yazdığı adama âşık olan Esra’nın şaşkınlığı dikkat çekiyor. “Çiçeklerin Suyu” adlı öyküsü annesizliğin ağırlığını derinden hissettiriyor. “ Tampon Bölge ” ve “ Kör Kuyu ” öyküleri aklımıza  Sevgi neydi? Sevgi emekti sözünü getiriyor.  “ Fal ”, “ Antidepresan ” ve “Pembe Çiçekli Masa Örtüsü” öyküleri; terk edilmişlik, korku ve zoraki evlilikler gibi günümüzde hâlâ karşımıza çıkan gerçeklere ayna tutuyor. Kitabın son öyküsü “ Tüm Baharlar ” ise babasını küçük yaşta kaybeden bir öğretmenin hüznünü kale...

GÜNEŞİ SÖNDÜRMEYİN KANAYAN BİR YARAYA DOKUNDU

Resim
Güneş’i Söndürmeyelim: Acıtan Bir Konu, Akıp Giden Bir Anlatı   Yazının sonunda söylenmesi gereken sözleri bu defa baştan söylemek istiyorum: Konusuyla içimizi acıtan; ama anlatımıyla su gibi akan bir roman Güneş’i Söndürmeyelim .   Roman, daha ilk sayfalardan itibaren okuru zor bir gerçekle yüzleştiriyor. Hayatın içinden, hepimizin haber bültenlerinde, gazete köşelerinde defalarca karşılaştığı acılarla…   İki Kadın, İki Yaralı Hikâye   Romanda özellikle iki kadın karakter öne çıkıyor:   Biri, eşi tarafından hayattan koparılan Seher; Diğeri ise atanamayan genç öğretmen Mısra.   Bu iki konu, ne yazık ki hepimize fazlasıyla tanıdık. Çünkü kadın cinayetleri ve atanamayan öğretmenler , günümüzün kanayan yaraları arasında. Her gün duyuyor, okuyor, kimi zaman birkaç saniye üzülüp hayatımıza devam ediyoruz. Oysa bu roman, bu acıların sıradanlaşmasına izin vermiyor.   Acının Sadece Bir Kişiye Ait Olmadığını Hatırlatıyor   Kitapta, kadınları hayattan kopa...

YALNIZLIĞIN DÖRT GECELİK AŞKI -BEYAZ GECELER

Resim
BEYAZ GECELER İçine kapanık, hayalci bir gencin Petersburg sokakları nda dolaşırken insanlardan çok evleri tanıdığını söylemesiyle başlayan eser, isimsiz kahramanın yalnızlığını son derece sade bir dille anlatır. İsimsiz genç bir akşam, yine Petersburg’da tek başına gezerken bir köprüde ağlayan genç bir kızla karşılaşır. Kısa sürede arkadaş olurlar. Kız, bir yıl önce Moskova’ya giden sevgilisinin Petersburg’a dönmesine rağmen kendisini arayıp sormadığını anlatır. Kızın sevgilisine bir mektup yazar ve cevabı beklemeye başlarlar. Dört gecelik bu kısa yakınlık sırasında kahramanımız, sevdiği geri dönmeyen kıza aşkını itiraf eder. Kız önce şaşırır; ancak sevdiğinin gelmeyeceğini düşünür ve kendini böylesine seven birini kaybetmek istemez. Geleceğe dair hayaller kurmaya başlarlar. Kahramanımız, hayatında ilk kez bu kadar mutlu olduğunu hisseder. Bu kısa mutluluğun, yıllardır taşıdığı yalnızlığı ve acıları unutturduğunu düşünür.  Tam hayata tutunacak bir dal bulduğunu sanırken, kızın se...

TAHT, ENTRİKA VE KAN: HER YERDE KAN VAR

Resim
  Her Yerde Kan Var – Ayşe Kulin | Kitap İncelemesi   Uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekleyen Ayşe Kulin’in Her Yerde Kan Var romanını elime almamla birlikte, kitabı bir günde okuyup bitirdim. Oldukça sürükleyici bir roman olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.   Tarihin Karanlık Bir Kesiti   Roman, 1876 yılı Mayıs–Haziran başında, Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilip V. Murat ’ın tahta çıkarıldığı kısa ama son derece sarsıcı bir dönemi konu alıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi açıdan çalkantılı bu süreci, entrikalar, ihanetler ve iktidar hırslarıyla örülü bir atmosfer içinde anlatılıyor.   İmparatorluğun geleceğinden çok kendi çıkarlarını düşünen kişilerin perde arkasındaki hesapları, romanın merkezinde yer alıyor. Güç mücadelesi, hırs ve ihanet; olayların seyrini belirleyen temel unsurlar hâline geliyor.   İktidar, Entrika ve Çöküş   V. Murat’ın sağlık sorunları nedeniyle yönetimde yetersiz kalması, darbecilerin ülkeyi perde arkasından yönetm...

FAKİR BAYKURT SAKARCA KİTAP İNCELEMESİ

Resim
  Bir direniş masalı Sakarca … Cumhuriyet Dönemi edebiyatı nın üretken isimlerinden Fakir Baykurt ; roman, öykü, deneme, şiir, masal ve gezi yazısı gibi pek çok türde eser vermiştir. Yazarın bir halk masalına yeniden can verdiği Sakarca adlı eser , Kırşehir ’de görev yaptığı yıllarda bir öğretmen arkadaşından dinlediği “Her İşi Gören Değirmen” adlı masaldan doğar. Baykurt, dinlediği bu masalı değiştirir, geliştirir ve tam 14 yıl boyunca üzerinde çalışarak Sakarca adlı uzun masalı ortaya çıkarır.   Masal, geleneksel halk anlatılarının ruhunu yansıtan, oldukça uzun ve dikkat çekici bir tekerlemeyle başlar. Bu giriş, okuru daha ilk satırlardan itibaren masalın dünyasına davet eder:   “Bak dinle beni. Ama canınla, can kulağınla dinle; ne diyor masal! Fal değil, maval değil… Çok yakın bir ülke vardı…”   Masalın ana kahramanı Sakarca, sıradan bir horoz değildir. O, yalnızca sabahları insanları uyandıran bir hayvan değil; haksızlıklara karşı susmayan, insanları...

ABBAS SAYAR YILKI AT KİTAP İNCELEMESİ

Resim
    YILKI AT – ABBAS SAYAR | KİTAP İNCELEMESİ   Yılkı At , Abbas Sayar ’ın köy konulu romanları arasında özel bir yere sahip. Konusu, dili ve anlatım gücüyle hem yayımlandığı dönemde hem de günümüzde okurdan büyük ilgi görmeye devam ediyor. Yazarın ilk romanı olan Yılkı At, 1970 yılında yayımlanmış; aynı yıl TRT Sanat Ödülleri yarışmasında başarı ödülü almıştır. 1974 yılında ise TRT ’de bir sezonluk dizi olarak ekrana uyarlanmıştır.   Roman, içeriği ve kahramanlarıyla Türk edebiyatında özgün bir yere sahiptir. Eserin ana kahramanı atlardır. Abbas Sayar, insanın doğayla, hayvanlarla ve özellikle atlarla kurduğu ilişkiyi merkeze alarak Orta Anadolu köy yaşamını, bu yaşamın dertlerini, sorunlarını ve sert gerçeklerini yaşlı bir at üzerinden sembolik bir anlatımla yansıtır.   Yılkı Geleneği ve Doru Kısrak   Anadolu’daki eski bir geleneğe göre, kış aylarında hasta, sakat ya da yaşlı atlar yemden tasarruf etmek amacıyla kırlara bırakılırdı. Eğer kışı atlatırla...

GEÇMİŞE YOLCULUK( 2016) -BİR PİŞMANLIK VE SEVGİ HİKAYESİ

Resim
  2016 yapımı Güney Kore filmi Geçmişe Yolculuk , zaman kavramını bilim kurgu yönünden değil, daha çok duygusal ve insani bir bakış açısıyla ele alan romantik bir yapım. Film, geçmişe dönme fikrini; aşk, pişmanlık ve kader temalarıyla harmanlayarak izleyiciye sunuyor.   Filmin ana karakteri Soo Hyun , dünya çapında tanınan başarılı bir cerrahtır. Ölümcül bir hastalığa yakalandığı dönemde Kamboçya’da, yaşlı bir adamın torununu hayata döndürür. Bu iyiliğin karşılığını vermek isteyen yaşlı adam, Soo Hyun’a geçmişe yolculuk yapmasını sağlayacak, içinde on adet hap bulunan gizemli bir şişe verir. Ancak bu yolculuğun bir bedeli vardır: Her hap yalnızca yirmi dakika etkilidir ve acele edilmesi gerekir.   Soo Hyun, bu fırsatı geçmişte bir kazada kaybettiği ilk aşkını yeniden görmek ve mümkünse o kazayı önlemek için kullanmak ister. Geçmişe yaptığı yolculukta, gençlik yıllarındaki kendisiyle karşılaşır. Geleceğini şekillendiren bazı kararları değiştirmek isterken, geçmişteki ve ...