Kayıtlar

Şubat, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

GEÇMİŞE YOLCULUK( 2016) -BİR PİŞMANLIK VE SEVGİ HİKAYESİ

Resim
  2016 yapımı Güney Kore filmi Geçmişe Yolculuk , zaman kavramını bilim kurgu yönünden değil, daha çok duygusal ve insani bir bakış açısıyla ele alan romantik bir yapım. Film, geçmişe dönme fikrini; aşk, pişmanlık ve kader temalarıyla harmanlayarak izleyiciye sunuyor.   Filmin ana karakteri Soo Hyun , dünya çapında tanınan başarılı bir cerrahtır. Ölümcül bir hastalığa yakalandığı dönemde Kamboçya’da, yaşlı bir adamın torununu hayata döndürür. Bu iyiliğin karşılığını vermek isteyen yaşlı adam, Soo Hyun’a geçmişe yolculuk yapmasını sağlayacak, içinde on adet hap bulunan gizemli bir şişe verir. Ancak bu yolculuğun bir bedeli vardır: Her hap yalnızca yirmi dakika etkilidir ve acele edilmesi gerekir.   Soo Hyun, bu fırsatı geçmişte bir kazada kaybettiği ilk aşkını yeniden görmek ve mümkünse o kazayı önlemek için kullanmak ister. Geçmişe yaptığı yolculukta, gençlik yıllarındaki kendisiyle karşılaşır. Geleceğini şekillendiren bazı kararları değiştirmek isterken, geçmişteki ve ...

BİR KADIN HAKKINI ARIYOR(2106) ADALET Mİ, MERHAMET Mİ?

Resim
    2016 yapımı İran filmi “Bu Kadın Hakkını Arıyor”, yüzüne kezzap atılarak hayatı altüst edilen bir kadının, kendisine bu zulmü yaşatan adamı kısas yoluyla cezalandırmak için verdiği çarpıcı mücadeleyi konu alıyor. Film, yalnızca bireysel bir intikam hikâyesi değil; aynı zamanda adalet, merhamet ve toplumsal vicdan üzerine derin sorular soran güçlü bir yapım.   Bir erkeğin aşkına karşılık vermeyen Ferzane, bu reddedişin bedelini çok ağır öder. Kezzap saldırısı sonucunda bir gözünü ve yüzünün yarısını kaybeder. İnsanların acıyan bakışlarına maruz kalmamak için ailesini terk eden Ferzane, gözüne lens, yüzüne peçe takarak hayata tutunmaya çalışır. Yaşama dair tek amacı, hayatını karartan adamın aynı şekilde cezalandırılmasıdır.   Ferzane, kısas talebinde bulunur. Ancak başta hâkim olmak üzere çevresindeki herkes ondan saldırganı affetmesini ister. Kısasın bir hak olduğu kabul edilir; fakat affetmenin daha “sevap” olduğu sık sık vurgulanır. Film tam da bu nok...

SARSICI BİR TARİHSEL ROMAN - FEDAİLERİN KALESİ ALAMUT

Resim
Fedailerin Kalesi Alamut , 11. yüzyıl İran’ında Alamut Kalesi ’ni ele geçiren Hasan Sabbah ve kurucusu olduğu, Haşhaşiler olarak bilinen örgütün iç yüzünü, sapkınlıklarını ve iktidar hırsını anlatan çarpıcı bir tarihsel romandır. Vladimir Bartol , tarihsel gerçekleri kurgu ile harmanlayarak okuru hem düşündüren hem de rahatsız eden güçlü bir eser ortaya koyar.   Romanda Hasan Sabbah, kendisini peygamber ilan eden, dini ve inancı siyasi çıkarları için kullanan karizmatik ama son derece tehlikeli bir figür olarak karşımıza çıkar. Alamut Kalesi’nin gizli bir bölümünde yemyeşil ağaçlar, türlü çiçekler ve meyvelerle dolu yapay bir cennet kurar. Güzel kızları bu bahçede görevlendirir ve fedailerini afyonla kendilerinden geçirerek buraya gönderir.   Bir süre bu “cennet”te kalan fedailer, yeniden afyon verilerek dışarı çıkarılır. Hasan Sabbah, cennetin anahtarının yalnızca kendisinde olduğuna onları inandırır. Eğer itaat ederlerse tekrar cennete girebileceklerini söyler. Böylece c...

YA NASİP HİKAYESi

Resim
      YA NASİP! Hani deniz kenarında tabureye oturmuş, oltasını denize atmış, balık tutmak için saatlerce maviliği seyreden insanlar olur ya! İşte yıllardır ben onlara imrenirim. Adamlara bak,  hayatı ne de güzel yaşıyor der, bir köşeye çekilir izlerim. Yüzlerindeki dinginlik ile huzur bulur, sonra kendi asık suratımdan utanıp koşar adımlarla oradan uzaklaşırım. Eve dönüş yolunda attığım her adımda kendime bir güzel kızarım. “Ne kıskanıyorsun milleti!  Madem çok istiyorsun, git bir hafta sonu, sen at denize oltanı!” diye. Sonra -neredeyse ezberlediğim- vaktim yok, para lazım, çok çalışmam lazım gibi türlü bahaneler sıralarım. Bahanelerim kendime ağır geliyor olmalı ki hemen yumuşar, tamam en yakın zamanda gideceğim, imrendiğim hayatı daha fazla ertelemeyeceğim diye sözler veririm.  Hem öyle çok para gidecek, teferruatı olan bir şey de değil balık tutmak. Bir olta, bir kova bir de tabure diye akıl verir, yol boyu kavga ederim kendimle. Nihayetinde pes eder...