Kayıtlar

deneme-öykü etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

AYNI DUYGUDA BULUŞANLAR

Resim
Hiç Tanışmadan Tanımak (Bir kitap dostumun kargo ile gelen sürprizi) Bazen hayat, hiç kesişmediğin bir kalbi, en tanıdık yerinden getirip bırakır avuçlarına. Ne sesini duymuşsundur ne yüzünü görmüş… ama cümlelerin bir yerden birbirine değmiştir. Aynı duyguda soluklanmış, aynı sessizlikte düşünmüş, belki aynı satırların arasında kendinizi bulmuşsunuzdur. Bugün, bir kitap dostumun kargo ile gelen sürprizi kapımı çaldı. Ve bu paket, tam da böyle bir karşılaşmanın sessiz tanığı oldu. Kargo poşetinin içinden çıkanlar yalnızca nesneler değildi. Bir kitabın sayfaları, bir defterin boşluğu, kalemlerin rengi… Hepsi bir araya gelmiş ama aslında tek bir şey anlatıyordu: “Benim için değerlisin.” Kağıda sarılmış bir incelikti bu. Özenle seçilmiş her parçada, görünmeden kurulmuş bir bağın izi vardı. İçinden çıkan kitaplar, sadece okunacak hikâyeler değil; paylaşılmış bir dünyanın devamı gibiydi. Sanki aynı yoldan yürüyen iki yolcunun, birbirine bıraktığı küçük işaretler gibi… Bir de küçük bir...

BİR OKUR OLARAK MANİFESTOM

Resim
                                            BİR OKUR OLARAK MANİFESTOM Bazı kitaplar vardır; okunur ama temas etmez. Ne zihinde bir iz bırakır ne de yüreğe dokunur. Sanki yazılmış olmak için yazılmıştır; Tamamlanmış ama tamamlanmamıştır.   Okumak benim için bir yarış değil, Bir karşılaşmadır. Okurla metin arasında kurulması gereken o sessiz bağ yoksa Israr etmenin anlamı kalmaz.   Dili savsaklanan, yazım ve imla hatalarıyla bölünen metinler Beni metnin dışına iter. Çünkü edebiyat önce dildir; Anlatılan şeyden önce söyleniştir.   Bir kitabı yarım bırakmak vazgeçmek değildir. Bazen en doğru okuma biçimi, Sayfayı kapatıp kendine dönmektir.   Zaman kıymetlidir, Dil de. Okur, ikisine de sahip çıkmak zorundadır.   Hayat kısa. Okunacak çok kitap var .   Zorunda kaldıklarımız değil, Bize kalanlar önem...

YA NASİP HİKAYESi

Resim
      YA NASİP! Hani deniz kenarında tabureye oturmuş, oltasını denize atmış, balık tutmak için saatlerce maviliği seyreden insanlar olur ya! İşte yıllardır ben onlara imrenirim. Adamlara bak,  hayatı ne de güzel yaşıyor der, bir köşeye çekilir izlerim. Yüzlerindeki dinginlik ile huzur bulur, sonra kendi asık suratımdan utanıp koşar adımlarla oradan uzaklaşırım. Eve dönüş yolunda attığım her adımda kendime bir güzel kızarım. “Ne kıskanıyorsun milleti!  Madem çok istiyorsun, git bir hafta sonu, sen at denize oltanı!” diye. Sonra -neredeyse ezberlediğim- vaktim yok, para lazım, çok çalışmam lazım gibi türlü bahaneler sıralarım. Bahanelerim kendime ağır geliyor olmalı ki hemen yumuşar, tamam en yakın zamanda gideceğim, imrendiğim hayatı daha fazla ertelemeyeceğim diye sözler veririm.  Hem öyle çok para gidecek, teferruatı olan bir şey de değil balık tutmak. Bir olta, bir kova bir de tabure diye akıl verir, yol boyu kavga ederim kendimle. Nihayetinde pes eder...

DUBAİ ÇİKOLATASI ÇILGINLIĞI

Resim
Geçmiş yıllarda adını bile duymadığımız Dubai çikolatası, son bir yılda sadece ülkemizde değil tüm dünyada popüler bir ürün oldu. Ve böylesi büyük bir hızla yayılan çikolata, herkesin ilgi odağı haline geldi.   Peki, Dubai çikolatası nın başta sosyal medyada olmak üzere günlük hayatta sürekli karşımıza çıkması bir tesadüf mü, yoksa planlı bir pazarlama tekniği mi? Neden Dubai çikolatası, başka isim mi yoktu diye benim gibi düşüneniz muhakkak olmuştur. Devasa binaların, görkemli alışveriş merkezlerinin ve ışıltılı eğlence mekanlarının olduğu, gösteriş ve lüks tüketimin merkezi sayılan Dubai şehrinin , bir çikolataya isim olarak tercih edilmesi aslında bir tesadüf değildi. İnsanların abartının cazibesine kapılma eğilimi, güç ve zenginliği gösterme gayreti, tüketim çılgınlığına yenik düşme özelliklerinin sergilendiği böylesi bir şehirden ilham alan üreticilerin, başarılı stratejileri sayesinde Dubai çikolatası 2024 yılında adından çok söz ettirdi.   Çikolatanın önceli...