ABBAS SAYAR YILKI AT KİTAP İNCELEMESİ
YILKI AT – ABBAS SAYAR | KİTAP İNCELEMESİ
Yılkı At, Abbas Sayar’ın köy konulu romanları
arasında özel bir yere sahip. Konusu, dili ve anlatım gücüyle hem yayımlandığı
dönemde hem de günümüzde okurdan büyük ilgi görmeye devam ediyor. Yazarın ilk
romanı olan Yılkı At, 1970 yılında yayımlanmış; aynı yıl TRT Sanat Ödülleri
yarışmasında başarı ödülü almıştır. 1974 yılında ise TRT’de bir sezonluk dizi
olarak ekrana uyarlanmıştır.
Roman, içeriği ve kahramanlarıyla Türk edebiyatında
özgün bir yere sahiptir. Eserin ana kahramanı atlardır. Abbas Sayar, insanın
doğayla, hayvanlarla ve özellikle atlarla kurduğu ilişkiyi merkeze alarak Orta
Anadolu köy yaşamını, bu yaşamın dertlerini, sorunlarını ve sert gerçeklerini
yaşlı bir at üzerinden sembolik bir anlatımla yansıtır.
Yılkı Geleneği ve Doru Kısrak
Anadolu’daki eski bir geleneğe göre, kış aylarında
hasta, sakat ya da yaşlı atlar yemden tasarruf etmek amacıyla kırlara
bırakılırdı. Eğer kışı atlatırlarsa, bahar geldiğinde sahipleri tarafından
yeniden ahıra alınırdı.
Romanın merkezinde yer alan Doru Kısrak, gençliğinde
bir yarış atıdır. Sahibine büyük faydalar sağlamış, güzel paralar
kazandırmıştır. Ancak yaşlanıp güçten düşünce, hiçbir vefa gözetilmeden yılkıya
bırakılır. Böylece Doru Kısrak için doğayla baş başa, zorlu bir hayatta kalma
mücadelesi başlar.
Kışın sert koşulları ve vahşi doğa içinde yaşamını
tek başına sürdürmeye çalışan Dorukısrak, ahırda bıraktığı yavrusunu görmek
için zaman zaman köye geri döner. Ancak eski sahipleri tarafından acımasızca
dövülür ve kovulur. Dağda yılkı atların arasına karışarak hayatta kalmayı
başaran Dorukısrak, bahar geldiğinde köyüne döner ve yavrusunu da yanına alarak
oradan kaçar.
Vefa, Doğa ve İnsan
Yılkı At, çıkarları bittiğinde vefayı unutan
insanların, sonunda elindekileri de kaybedeceğini anlatan güçlü bir romandır.
Abbas Sayar, halk dilinin zengin sözcüklerini ve deyimlerini kullanarak
şiirsel, yalın ama sarsıcı bir anlatım kurar. Roman boyunca doğa, insan ve
hayvan arasındaki ilişki; merhamet, vicdan ve adalet kavramları etrafında
sorgulanır.
Kitaptan Alıntılar
“Yüreğine acı bir keder oturmuştu…
Bir anda yapayalnız kalmış, umutlu dünya altından
kayıp gitmişti.
Hoş bir nisan sabahıydı yine. Güneş, kepçe kepçe
umut dağıtıyordu.”
“Allah ahı yerde bırakır mı?
Hem de ağızsız, dilsiz hayvanın hakkını…
Eden bulur.”
“Düşenin dostu olmaz, hele bir yol düş de gör…”
“Köylüler şubata ‘güdük şubat’ derler, ‘tez geçer’
derler.
Aydan saymazlar. Son tembellik ayıdır.
Martla birlikte talim borusu çalar köyde. İş başa
düşer.”
“Duyduk rüzgâr efendi, duyduk…
Kış geliyor diyorsun. Hoş geldi, sefalar getirdi.
Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi?
Sen öyle delicoş esip durma.
İşleme fakirin ciğerine…”
“Güzel günler tez unutulur.”
Sonuç
Yılkı At, yalnızca bir hayvan hikâyesi değil;
insanın vicdanıyla, doğayla ve kendi çıkarcılığıyla yüzleştiği güçlü bir
romandır. Anadolu’nun sert coğrafyasında geçen bu hikâye, okuru derinden sarsan
ve uzun süre etkisinden çıkılamayan bir anlatı sunar. Abbas Sayar’ın bu romanı,
Türk edebiyatında mutlaka okunması gereken eserler arasında yer alır.
Neden Okunmalı?
• İnsan–doğa–hayvan ilişkisini
edebiyatımızda nadir görülen bir derinlikle ele aldığı için
• Vefasızlık, çıkarcılık ve merhamet gibi
evrensel temaları yalın ama sarsıcı bir dille anlattığı için
• Orta Anadolu köy yaşamını romantize
etmeden, gerçekliğiyle yansıttığı için
• Bir atın gözünden anlatılan hikâye
aracılığıyla insan vicdanını sorgulattığı için
• Halk dilinin zenginliğiyle kurulmuş
şiirsel ve güçlü anlatımı nedeniyle
• Sadece bir hayvan hikâyesi değil,
insana dair derin bir yüzleşme sunduğu için
• Yayınlandığı günden bugüne güncelliğini
koruyan, zamana direnen bir roman olduğu için
“Peki siz bu kitabı okudunuz mu? Yorumlara fikrinizi yazabilirsiniz.”
⸻
Yorumlar
Yorum Gönder