Kayıtlar

FAKİR BAYKURT SAKARCA KİTAP İNCELEMESİ

Resim
  Bir direniş masalı Sakarca … Cumhuriyet Dönemi edebiyatı nın üretken isimlerinden Fakir Baykurt ; roman, öykü, deneme, şiir, masal ve gezi yazısı gibi pek çok türde eser vermiştir. Yazarın bir halk masalına yeniden can verdiği Sakarca adlı eser , Kırşehir ’de görev yaptığı yıllarda bir öğretmen arkadaşından dinlediği “Her İşi Gören Değirmen” adlı masaldan doğar. Baykurt, dinlediği bu masalı değiştirir, geliştirir ve tam 14 yıl boyunca üzerinde çalışarak Sakarca adlı uzun masalı ortaya çıkarır.   Masal, geleneksel halk anlatılarının ruhunu yansıtan, oldukça uzun ve dikkat çekici bir tekerlemeyle başlar. Bu giriş, okuru daha ilk satırlardan itibaren masalın dünyasına davet eder:   “Bak dinle beni. Ama canınla, can kulağınla dinle; ne diyor masal! Fal değil, maval değil… Çok yakın bir ülke vardı…”   Masalın ana kahramanı Sakarca, sıradan bir horoz değildir. O, yalnızca sabahları insanları uyandıran bir hayvan değil; haksızlıklara karşı susmayan, insanları...

ABBAS SAYAR YILKI AT KİTAP İNCELEMESİ

Resim
    YILKI AT – ABBAS SAYAR | KİTAP İNCELEMESİ   Yılkı At , Abbas Sayar ’ın köy konulu romanları arasında özel bir yere sahip. Konusu, dili ve anlatım gücüyle hem yayımlandığı dönemde hem de günümüzde okurdan büyük ilgi görmeye devam ediyor. Yazarın ilk romanı olan Yılkı At, 1970 yılında yayımlanmış; aynı yıl TRT Sanat Ödülleri yarışmasında başarı ödülü almıştır. 1974 yılında ise TRT ’de bir sezonluk dizi olarak ekrana uyarlanmıştır.   Roman, içeriği ve kahramanlarıyla Türk edebiyatında özgün bir yere sahiptir. Eserin ana kahramanı atlardır. Abbas Sayar, insanın doğayla, hayvanlarla ve özellikle atlarla kurduğu ilişkiyi merkeze alarak Orta Anadolu köy yaşamını, bu yaşamın dertlerini, sorunlarını ve sert gerçeklerini yaşlı bir at üzerinden sembolik bir anlatımla yansıtır.   Yılkı Geleneği ve Doru Kısrak   Anadolu’daki eski bir geleneğe göre, kış aylarında hasta, sakat ya da yaşlı atlar yemden tasarruf etmek amacıyla kırlara bırakılırdı. Eğer kışı atlatırla...

GEÇMİŞE YOLCULUK( 2016) -BİR PİŞMANLIK VE SEVGİ HİKAYESİ

Resim
  2016 yapımı Güney Kore filmi Geçmişe Yolculuk , zaman kavramını bilim kurgu yönünden değil, daha çok duygusal ve insani bir bakış açısıyla ele alan romantik bir yapım. Film, geçmişe dönme fikrini; aşk, pişmanlık ve kader temalarıyla harmanlayarak izleyiciye sunuyor.   Filmin ana karakteri Soo Hyun , dünya çapında tanınan başarılı bir cerrahtır. Ölümcül bir hastalığa yakalandığı dönemde Kamboçya’da, yaşlı bir adamın torununu hayata döndürür. Bu iyiliğin karşılığını vermek isteyen yaşlı adam, Soo Hyun’a geçmişe yolculuk yapmasını sağlayacak, içinde on adet hap bulunan gizemli bir şişe verir. Ancak bu yolculuğun bir bedeli vardır: Her hap yalnızca yirmi dakika etkilidir ve acele edilmesi gerekir.   Soo Hyun, bu fırsatı geçmişte bir kazada kaybettiği ilk aşkını yeniden görmek ve mümkünse o kazayı önlemek için kullanmak ister. Geçmişe yaptığı yolculukta, gençlik yıllarındaki kendisiyle karşılaşır. Geleceğini şekillendiren bazı kararları değiştirmek isterken, geçmişteki ve ...

BİR KADIN HAKKINI ARIYOR(2106) ADALET Mİ, MERHAMET Mİ?

Resim
    2016 yapımı İran filmi “Bu Kadın Hakkını Arıyor”, yüzüne kezzap atılarak hayatı altüst edilen bir kadının, kendisine bu zulmü yaşatan adamı kısas yoluyla cezalandırmak için verdiği çarpıcı mücadeleyi konu alıyor. Film, yalnızca bireysel bir intikam hikâyesi değil; aynı zamanda adalet, merhamet ve toplumsal vicdan üzerine derin sorular soran güçlü bir yapım.   Bir erkeğin aşkına karşılık vermeyen Ferzane, bu reddedişin bedelini çok ağır öder. Kezzap saldırısı sonucunda bir gözünü ve yüzünün yarısını kaybeder. İnsanların acıyan bakışlarına maruz kalmamak için ailesini terk eden Ferzane, gözüne lens, yüzüne peçe takarak hayata tutunmaya çalışır. Yaşama dair tek amacı, hayatını karartan adamın aynı şekilde cezalandırılmasıdır.   Ferzane, kısas talebinde bulunur. Ancak başta hâkim olmak üzere çevresindeki herkes ondan saldırganı affetmesini ister. Kısasın bir hak olduğu kabul edilir; fakat affetmenin daha “sevap” olduğu sık sık vurgulanır. Film tam da bu nok...

SARSICI BİR TARİHSEL ROMAN - FEDAİLERİN KALESİ ALAMUT

Resim
Fedailerin Kalesi Alamut , 11. yüzyıl İran’ında Alamut Kalesi ’ni ele geçiren Hasan Sabbah ve kurucusu olduğu, Haşhaşiler olarak bilinen örgütün iç yüzünü, sapkınlıklarını ve iktidar hırsını anlatan çarpıcı bir tarihsel romandır. Vladimir Bartol , tarihsel gerçekleri kurgu ile harmanlayarak okuru hem düşündüren hem de rahatsız eden güçlü bir eser ortaya koyar.   Romanda Hasan Sabbah, kendisini peygamber ilan eden, dini ve inancı siyasi çıkarları için kullanan karizmatik ama son derece tehlikeli bir figür olarak karşımıza çıkar. Alamut Kalesi’nin gizli bir bölümünde yemyeşil ağaçlar, türlü çiçekler ve meyvelerle dolu yapay bir cennet kurar. Güzel kızları bu bahçede görevlendirir ve fedailerini afyonla kendilerinden geçirerek buraya gönderir.   Bir süre bu “cennet”te kalan fedailer, yeniden afyon verilerek dışarı çıkarılır. Hasan Sabbah, cennetin anahtarının yalnızca kendisinde olduğuna onları inandırır. Eğer itaat ederlerse tekrar cennete girebileceklerini söyler. Böylece c...

YA NASİP HİKAYESi

Resim
      YA NASİP! Hani deniz kenarında tabureye oturmuş, oltasını denize atmış, balık tutmak için saatlerce maviliği seyreden insanlar olur ya! İşte yıllardır ben onlara imrenirim. Adamlara bak,  hayatı ne de güzel yaşıyor der, bir köşeye çekilir izlerim. Yüzlerindeki dinginlik ile huzur bulur, sonra kendi asık suratımdan utanıp koşar adımlarla oradan uzaklaşırım. Eve dönüş yolunda attığım her adımda kendime bir güzel kızarım. “Ne kıskanıyorsun milleti!  Madem çok istiyorsun, git bir hafta sonu, sen at denize oltanı!” diye. Sonra -neredeyse ezberlediğim- vaktim yok, para lazım, çok çalışmam lazım gibi türlü bahaneler sıralarım. Bahanelerim kendime ağır geliyor olmalı ki hemen yumuşar, tamam en yakın zamanda gideceğim, imrendiğim hayatı daha fazla ertelemeyeceğim diye sözler veririm.  Hem öyle çok para gidecek, teferruatı olan bir şey de değil balık tutmak. Bir olta, bir kova bir de tabure diye akıl verir, yol boyu kavga ederim kendimle. Nihayetinde pes eder...

DUBAİ ÇİKOLATASI ÇILGINLIĞI

Resim
Geçmiş yıllarda adını bile duymadığımız Dubai çikolatası, son bir yılda sadece ülkemizde değil tüm dünyada popüler bir ürün oldu. Ve böylesi büyük bir hızla yayılan çikolata, herkesin ilgi odağı haline geldi.   Peki, Dubai çikolatası nın başta sosyal medyada olmak üzere günlük hayatta sürekli karşımıza çıkması bir tesadüf mü, yoksa planlı bir pazarlama tekniği mi? Neden Dubai çikolatası, başka isim mi yoktu diye benim gibi düşüneniz muhakkak olmuştur. Devasa binaların, görkemli alışveriş merkezlerinin ve ışıltılı eğlence mekanlarının olduğu, gösteriş ve lüks tüketimin merkezi sayılan Dubai şehrinin , bir çikolataya isim olarak tercih edilmesi aslında bir tesadüf değildi. İnsanların abartının cazibesine kapılma eğilimi, güç ve zenginliği gösterme gayreti, tüketim çılgınlığına yenik düşme özelliklerinin sergilendiği böylesi bir şehirden ilham alan üreticilerin, başarılı stratejileri sayesinde Dubai çikolatası 2024 yılında adından çok söz ettirdi.   Çikolatanın önceli...