Kayıtlar

ÇÖREKÇİ FATMA HİKAYESİ

Resim
  Hoş geldin sefalar getirdin; ama önce ben sana soru sorayım.   Beni tanıdığını söyledin; ama çıkaramadım seni! Nerde gördün beni de hele bakayım? Demek öyle! Hatay’a gönderdiğim çörekler vesilesi ile buldun beni. Deprem de var mıydı yakının veya kaybın? Sen de benim gibi destek olmak istedin yani. Dükkanı koyup gidemediğim için çöreklerimi gönderdim.   Zor günlerdi evladım, zor… Canımız çok yandı, çok ocaklar söndü. Allah bir daha öyle acılar yaşatmasın… *** Sana bir şey diyeyim mi bu çörekler var ya Fatma ablanın hayatı…   Şu gördüğün nimet sayesinde neler yaşadım,   kimlerle tanıştım bir bilsen. Bak bu çörekler seni bana getirdi. Ayaklarına sağlık, gel şöyle otur. Sana bir çay getireyim,   yanında da çörek ikram edeyim. Önce karnını doyur, sonra ne istersen sor, bende cevaplayayım. Ama gazeteye basınca haber et de alayım. Hatıra diye saklayım… Korkuyordum tabii. Hatta başıma gelecekleri de biliyordum aslında. Bağıracaklar, küsecekler belki beni ...

UZUN BEYAZ BULUT GELİBOLU - BUKET UZUNER

Resim
 ÇANAKKALE SAVAŞI’NDA SAKLI KALAN SEKSEN BEŞ YILLIK BİR SIR  UZUN BEYAZ BULUT GELİBOLU  Çanakkale gezisi dönüşünde bu kitabı ikinci kez okumak, satırları benim için daha anlamlı kıldı. Şehit kanlarıyla sulanmış toprakları görmek, anlatılanları yalnızca bir kurgu olmaktan çıkarıp derin bir duyguya dönüştürdü. Tarihsel bir roman olan eser, kurgusal yapısı sayesinde merak duygusunu son ana kadar canlı tutuyor. 1915 Çanakkale Savaşı’nda bir Osmanlı teğmeni ile Anzaklı bir askerin beklenmedik karşılaşması üzerinden, savaşın ortasında filizlenen insanlık ve kardeşlik anlatılıyor.   Anzaklı Victoria , savaşta kaybettiği dedesine dair bir iz bulmak için Çanakkale’ye gelir. Gazi Ali Can Çavuş’la ilgili duydukları, onu şaşırtıcı bir gerçeğe yaklaştırır. Ancak bu gerçek, olası sonuçları nedeniyle yıllarca saklı kalır. Buket Uzuner , bilinen efsanelere yaslanmadan, yalın ve etkileyici bir dille milliyetçilik , yurtseverlik ve insanlık kavramlarını güçlü bir kurgu içinde s...

CENKUT YILDIRIM- MUSTAFA KEMALİMİ VURDULAR

Resim
  Bir kitapçının önünden geçerken, Atatürk ’ün at üzerindeki o umut veren görseli dikkatimi çekti. Ancak afişin başlığı, tebessümümü bir anda hüzne çevirdi: “ Mustafa Kemal’imi Vurdular .” Bu başlık beni kitabı elime almaya itti.   Cenkut Yıldırım ’ın romanı, “Mustafa Kemal olmasaydı ne olurdu?” sorusundan yola çıkan çarpıcı bir alternatif tarih kurgusu sunuyor. 1919 ’da Mustafa Kemal’in öldürüldüğü varsayımıyla başlayan hikâyede, Türkiye parçalanmış ve halk kendi topraklarında sözsüz bırakılmıştır.   Yazar, bu karanlık tabloda genç bir kaymakam olan Kemal üzerinden umudu ve direnişi anlatır. Bu kitabı okurken ister istemez şu sorular zihne üşüşüyor: Cumhuriyet olmasaydı ne olurdu? Bağımsızlığımız, dilimiz, kültürümüz bugün hangi noktada olurdu? “Mustafa Kemal’imi Vurdular”, tam da bu sorular üzerinden Cumhuriyet’in ve Atatürk’ün değerini bir kez daha hatırlatan bir roman. “Peki siz bu kitabı okudunuz mu? Yorumlara fikrinizi yazabilirsiniz.” İNCELEMEK VE SATIN AL...

BİR VİCDAN HİKAYESİ- KÜÇÜK ARI KİTAP İNCELEMESİ

Resim
Küçük Arı – Bir Vicdan Hikâyesi İkinci Uçurtma Avcısı ile büyük övgüler alan ve satış rekorları kıran Küçük Arı, okumam gereken bir kitap olduğunu hissettirdi. Kapak resmi, hayal, umut ve çaresizlik duygularını aynı anda barındıran bir hikâye okuyacağımı düşündürdü. Hikâyenin Konusu Roman, Afrikalı küçük bir kız olan Küçük Arı’nın, Nijerya ’daki petrol savaşları nın ortasında hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Kitap, Afrikalı olmanın zorluklarını çarpıcı bir şekilde ele alıyor ve bu acıyı sayfalar boyunca hissettirmeyi amaçlıyor. Hikâyeye, kötü giden evliliklerini kurtarmak ve değişiklik yapmak için Nijerya’ya giden Andrew ve Sarah çifti dahil oluyor. Bu yolculuk, onlar için geri dönülmez bir kırılma noktası oluyor, çünkü Nijerya ölüm ve yıkımlara gebe. Küçük Arı’nın yaşadıkları, mültecilik , kimliksiz kalma ve hayatta kalma çabası üzerinden ilerliyor. Roman, bir Afrikalı hayatının ne kadar değersiz görülebildiğini acı bir gerçeklikle gözler önüne seriyor. Kitabın Anlatımı Tüm bu gü...

MEVLANA VE ŞEMS’İN GÖZÜNDEN BİR DOSTLUK AŞKIN GÖZYAŞLARI

Resim
  Aşk ın Gözyaşları – Şems’in Gözünden Mevlana Satış rekorları kıran Aşkın Gözyaşları kitabını bitirdiğimde, hem içim acıyordu hem de yüzümde tebessüm vardı; kimi zaman gözyaşlarıma hâkim olamadım. Kitap, Mevlana ve Şems’in dostluğunu, aşkını ve ruhani bağını Şems’in gözünden anlatıyor. Kitabın Konusu Öncesinde Elif Şafak ’ın Aşk ve Ahmet Ümit ’in Bab-ı Esrar kitaplarını okumuş olsam da, Sinan Yağmur ’un kalemi farklı bir tat veriyor. Kitap, Şems’in çocukluğundan itibaren hayatını, Konya ve Tebriz ’deki sınavlarını, Mevlana ile ilişkisini ve hatta ölümünden sonraki etkilerini sade ve etkileyici bir dille aktarıyor. Özellikle Şems ve Kimya Hatun arasındaki saf aşk, hastalıkla gelen trajik son ve Şems’in karşılıksız sevgisi, okuyucunun yüreğini derinden etkiliyor. Kitabın Anlatımı ve Tarzı Sinan Yağmur’un Konya’da uzun yıllar yaşaması, ilahiyat bilgisi ve kitabın sonunda yer alan profesörlerin katkıları, eserin gerçekçiliğini güçlendiriyor. Bazı mecazlı anlatımlar zaman zaman z...

CENGİZ AYTMATOV VE ESERLERİNE DAİR

Resim
CENGİZ AYTMATOV VE ESERLERİ Yazıma Cengiz Aytmatov ’u ve eserlerini hatırlamayı ve hatırlatmayı düşünerek başladım. Bunun için önce Aytmatov’un eserlerinden ilk okuduğum “ Cemile ” ve “Duyşen Öğretmeni” kaleme aldım. O dönemde aldığım tat ile şimdi aldığım tat öylesine farklı ki…    Kırgız Türk romancısı olan Cengiz Aytmatov, 1928 yılında doğmuş ve 2008 yılında aramızdan ayrılmıştır. Yazarımız Kırgız ulusunu, geleneklerini ve kültürünü tanıtarak dünya çapında büyük bir üne kavuşturmuştur. Aytmatov efsanelerle, masallarla, destanlarla yazılarını beslemiş, Kırgız Türk kültürünü psikolojisiyle, maddi manevi zenginliğiyle o kültürü yeniden inşa edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalışmıştır. Oldukça sade ve akıcı bir dili olan yazarımızı her yaştan ve her kesimden kişilere tavsiye edebilirim.   CEMİLE Bazı eserleri hakkında birkaç şey söylemek ve tanıtmak gerekirse “Cemile” adlı kitabı ile başlamak isterim. Cemile, aşkı uğruna töreleri çiğnemeyi göze alabilen genç bir...

MESNEVİDEN GÜZEL BİR HİKAYE

Resim
  MESNEVİDEN GÜZEL BİR HİKAYE... AVCININ HİLESİ Bir avcı kuşları kolayca yakalayabilmek için kendini ağaç dalları, otlar ve yapraklarla gizleyip çayırlığa oturdu. Önüne bir tuzak kurup, bir avuç buğday attı. Hiç hareket etmeden beklemeye başladı. Bu sırada karnı iyice acıkmış bir kuş gelip, yakınına kondu. Onu böyle sessiz sedasız oturur görünce: -Sen ne yapıyorsun burada? diye sordu. Avcı: -Dünyadan elini eteğini çekmiş bir zahidim ben! diye cevap verdi. Hiç kimsenin işine karışmıyor, burada kendi halimde yaşıyorum... Kuş: - O buğdaylardan biraz yiyebilir miyim? dedi. - Bilmem ki dedi avcı, bir yetimin emaneti bana... Ama karnın çok acıkmışsa gel ye! Kuş, avcının gizli niyetlerinden habersiz, onu iyi yürekli ve dünya işlerinden uzaklaşmış bir zahid kimse olarak kabul edip buğdaylara saldırınca, hileci avcı nın ellerine düştü. Aldatıldığını anladığında ise iş işten geçmiş, tuzakta binlerce feryada başlamıştı. Avcı: -Görünüşe ve söylenen her söze inanırsan s...