Kayıtlar

HAYATIN İÇİNDEN GEÇERKEN KİTAP İNCELEMESİ – MURAT CAN ERGÜN ÜZERİNE

Resim
  HAYATIN İÇİNDEN GEÇERKEN – MURAT CAN ERGÜN ÜZERİNE   Başlıktan Yola Çıkan Bir Okuma   Murat Can Ergün ’ün Hayatın İçinden Geçerken adlı kitabını başlığından yola çıkarak okumaya başladım. Yazar %65 ortopedik engelli ve bu durum metinde bir acındırma unsuru olarak değil, doğrudan bir yaşam deneyimi olarak yer alıyor. Edebi iddiası sınırlı olsa da, Türkçeye hâkimiyeti ve cümle kurma becerisi metne belirgin bir sağlamlık kazandırıyor.   Dil, Üslup ve İlk Temas   Kitabın başında yer alan teşekkür bölümleri okuru zorlayabiliyor; çünkü metnin temposu bu kısımda düşüyor. Ancak burada kurulan minnet dili, kitabın geneline yayılan bir yaklaşımın işareti. Dil sade ve gösterişsiz ; yer yer metnin duygusal yükünü taşıyacak kadar duru.   Anılar ve Minnet Duygusu   Yazar, anılarında yer alan kişileri unutmuyor; onları anarak yazının yalnızca anlatmak değil, aynı zamanda bir borç ödeme biçimi olabileceğini hatırlatıyor. Bu tutum, metni dr...

BİR YAZ YAĞMURU İLE BAŞLADI HER ŞEY

Resim
  Sessiz Bir Hayattan Gürültülü Bir Anlatıya Bazı kitaplar vardır; daha ilk sayfalarda sizi içine alır, bazıları ise direnç gösterir. Son günlerde okumaya çalıştığım bazı kitaplar ne yazık ki benim için ikinci grupta yer aldı. Okuyup bitirmediğim bir kitap oldu bu. Kitabın merkezinde Ankara ’da yaşayan bir yazar-çevirmen var. Sakin, rutinlerle örülü, dış dünyayla mesafeli bir hayat sürüyor. Ancak roman, bu potansiyeli derinleştirmek yerine başka bir yöne savruluyor. Hikâye, yazarın liseden bir arkadaşıyla karşılaşmasıyla hareketleniyor. Muhafazakar görünümlü bu eski arkadaş, gizli bir hayat sürüyor. Alkol, geceler ve hayat kadınlarıyla kurulan ilişkiler üzerinden ilerleyen bu karakter, romana bir kırılma noktası getiriyor. Roman kahramanımızla bir akşam yemeğiyle başlayan dostlukları, kısa sürede kontrolsüz bir sürece evriliyor. Asıl sorun da burada başlıyor. Roman, bu noktadan sonra karakterlerin iç dünyasını, çatışmalarını ya da dönüşümlerini anlatmak yerine, uzun ve de...

ESRA KAHYA – BENİM RÜYALARIM HEP ÇIKAR KİTAP İNCELEMESİ

Resim
  Esra Kahya – Benim Rüyalarım Hep Çıkar   Sessiz ama uzun süre içte kalan öyküler   Benim Rüyalarım Hep Çıkar bir çırpıda okunacak bir kitap değil. Zaten buna izin de vermiyor. Okurken sık sık durup düşünmek, sayfayı kapatıp nefes almak istiyorsunuz. Çünkü bu öyküler yalnızca anlatmıyor; iç acıtıyor, rahatsız ediyor , insanın canını yakıyor.   Tanıdık Bir Acı, Tanıdık Bir Öfke   İlk öyküden itibaren hissedilen duygu oldukça tanıdık. Bu topraklarda büyümüş pek çok insanın bildiği bir acı ve öfke dolaşıyor satırlarda. Cahilliğin, suskunluğun, “gelenek” adı altında sürdürülen hoyratlığın bıraktığı izler var bu metinlerde.   Bazı öyküler öylesine derin ki, kimi satırları okurken hikâyenin içine değil, kendi anılarımın içine daldığımı fark ettim. O anlarda durup soluklandım; sonra geri dönüp aynı satırları yeniden okudum. Belki de bu yüzden küçük bir okuma tavsiyesi vermek istiyorum: Bu kitabı sakin bir gününüzde okuyun . Zihninizdeki me...

BİR OKUR OLARAK MANİFESTOM

Resim
                                            BİR OKUR OLARAK MANİFESTOM Bazı kitaplar vardır; okunur ama temas etmez. Ne zihinde bir iz bırakır ne de yüreğe dokunur. Sanki yazılmış olmak için yazılmıştır; Tamamlanmış ama tamamlanmamıştır.   Okumak benim için bir yarış değil, Bir karşılaşmadır. Okurla metin arasında kurulması gereken o sessiz bağ yoksa Israr etmenin anlamı kalmaz.   Dili savsaklanan, yazım ve imla hatalarıyla bölünen metinler Beni metnin dışına iter. Çünkü edebiyat önce dildir; Anlatılan şeyden önce söyleniştir.   Bir kitabı yarım bırakmak vazgeçmek değildir. Bazen en doğru okuma biçimi, Sayfayı kapatıp kendine dönmektir.   Zaman kıymetlidir, Dil de. Okur, ikisine de sahip çıkmak zorundadır.   Hayat kısa. Okunacak çok kitap var .   Zorunda kaldıklarımız değil, Bize kalanlar önem...

İNCİ KİTAP İNCELEMESİ

Resim
  Acının Yazarı John Steinbeck ve İnci Mutluluk vaadiyle gelen acı İnci John Steinbeck ’in üç kitabını okuduğumda, üçünün de acı bir sonla bitmesi dikkatimi çekmişti. Bu tesadüf müydü, yoksa yazarın hayata bakışı mıydı? Steinbeck’in yaşamına göz attığımda, bu sorunun cevabı yavaş yavaş belirginleşti.   Steinbeck, yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Öğrenimini sürdürebilmek için duvarcılık, boyacılık, kapıcılık ve eczacılık gibi pek çok işte çalışır. Tüm bu çabalara rağmen eğitimini tamamlayamaz. Öğrencilik yıllarında yazmaya başlar ve eserlerinde çoğunlukla işçileri, yoksulluğu, yaşam koşullarını ve insanlar arasındaki ilişkileri ele alır. Belki de bu yüzden hikâyelerinde mutlu sonlara pek rastlamayız.   Umutla Başlayan Bir Hikâye: İnci   Son okuduğum Steinbeck kitabı İnci’de de bu acı son geleneği bozulmaz. Kısaca özetlemek gerekirse:   Roman, fakir bir ailenin sıkıntılı bir gününde başlar. Kahramanlarımız, hem biraz olsun rahatl...

PERUK GİBİ HÜZÜNLÜ- YALÇIN TOSUN/ KİTAP İNCELEMESİ

Resim
   Peruk Gibi Hüzünlü- Yalçın Tosun Kitap İncelemesi 58. Sait Faik Hikâye Armağanı’nı alan Peruk Gibi Hüzünlü kitabını, bu ödülün merakıyla okumak istedim. Kitabın adı da beni fazlasıyla düşündürdü. Çünkü peruklar bana göre bir şeyi gizlemek, saklamak ya da görmezden gelmek için kullanılır. Böyle bakınca, perukların içinde mutlaka bir acı, bir eksiklik vardır. Kitabı bitirdiğimde bu düşüncemde yanılmadığımı fark ettim.   Kitabın Yapısı ve Teması   Peruk Gibi Hüzünlü, dört bölümden oluşuyor ve her bölümde dörder öykü yer alıyor. Toplamda 16 öykülük bu kitapta yazar, bölümleri şu yaşam evreleri üzerine kurmuş:           •          Çocukluk           •          Gençlik           •          Olgunluk ...

EVLİLİĞİN SESSİZ YÜKÜ HALKALI KÖLE KİTAP İNCELEMESİ BEKİR YILDIZ

Resim
  EVLİLİĞİN SESSİZ YÜKÜ HALKALI KÖLE  Halkalı Köle – Bekir Yıldız | Kitap İncelemesi   Bekir Yıldız’ı n Türk edebiyatında kıymeti yeterince bilinmeyen yazarlardan biri olduğunu düşündüğüm için, İnsan Posası kitabının ardından Halkalı Köle ’yi okumak istedim.   Halkalı Köle , sade bir dille yazılmış; sessiz ama derinliği olan bir kitap . Kitap kapağında tür olarak roman ibaresi yer alsa da, benim için bu metin daha çok uzun hikâye formunda değerlendirilmeyi hak ediyor. Anlatıda karakterlerin isimleri kullanılmıyor; kişiler “annesi”, “babası”, “karısı”, “çocuğu” gibi tanımlamalarla veriliyor. Bu tercih, hikâyeyi bireysel bir anlatıdan çıkarıp daha evrensel bir noktaya taşıyor.   Hikâyenin Çerçevesi   Kitap, anlatıcının anne ve babasının Millî Mücadele yıllarına uzanan evliliğiyle başlıyor. Sevgiyle atılan bir adımın, zamanla nasıl ağır bir yük hâline gelebileceği daha en baştan sezdiriliyor.   Anlatıcı, kendi evliliğine başta karşı ç...