İNCİ KİTAP İNCELEMESİ

 


İnci kitabı


Acının Yazarı John Steinbeck ve İnci

Mutluluk vaadiyle gelen acı İnci

John Steinbeck’in üç kitabını okuduğumda, üçünün de acı bir sonla bitmesi dikkatimi çekmişti. Bu tesadüf müydü, yoksa yazarın hayata bakışı mıydı? Steinbeck’in yaşamına göz attığımda, bu sorunun cevabı yavaş yavaş belirginleşti.

 

Steinbeck, yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Öğrenimini sürdürebilmek için duvarcılık, boyacılık, kapıcılık ve eczacılık gibi pek çok işte çalışır. Tüm bu çabalara rağmen eğitimini tamamlayamaz. Öğrencilik yıllarında yazmaya başlar ve eserlerinde çoğunlukla işçileri, yoksulluğu, yaşam koşullarını ve insanlar arasındaki ilişkileri ele alır. Belki de bu yüzden hikâyelerinde mutlu sonlara pek rastlamayız.

 

Umutla Başlayan Bir Hikâye: İnci

 

Son okuduğum Steinbeck kitabı İnci’de de bu acı son geleneği bozulmaz. Kısaca özetlemek gerekirse:

 

Roman, fakir bir ailenin sıkıntılı bir gününde başlar. Kahramanlarımız, hem biraz olsun rahatlamak hem de ekmek parası kazanmak için denize açılır. O gün denizden büyük ve çok değerli bir inci çıkarırlar. İncinin bulunmasıyla birlikte, yoksullukla geçen hayatlarının değişeceğine ve güzel günlerin başlayacağına inanırlar.

 

Ancak asıl fark edemedikleri şey şudur:


İnciyle birlikte umut değil, felaket gelmiştir.

 

Ekmek Kavgasından Hayatta Kalma Mücadelesine

İnci, ailenin hayatına bolluk getirmek yerine sıkıntılarını artırır. Artık verdikleri mücadele sadece geçim derdi değildir; hayatta kalma mücadelesidir. Açgözlülük, kıskançlık, şiddet ve kötülük inciyle birlikte hayatlarına sızar.

 

Hikâyenin sonunda, biricik evlatlarını inci uğruna kaybeden kahramanlarımız, kötülüklerden korunmanın tek yolunun inciyi geldiği yere, denize geri atmak olduğuna karar verirler. Böylece hikâyenin başında inciyle yeşeren umutlar da suya gömülür.

 

Okuru Kendisiyle Yüzleştiren Bir Roman

 

Bu hikâyeyi okurken, ister istemez o insanlara acırız. Onların mutlu olmayı hak ettiklerini düşünürüz. Kendimizi kahramanların yerine koyar, şu soruları sormaya başlarız:


                       Para insanı değiştirir mi?

                       Zenginlik karakteri bozar mı?

                       Ben olsaydım ne yapardım?

 

Tam bu hayallerin içine dalmışken, hikâye ansızın biter. Ve yalnızca roman kahramanlarının değil, okurun da kurduğu hayaller sona erer.

 

Sonuç:

 

İnci, kısa ama etkisi uzun süren bir roman. Steinbeck, yine alışık olduğumuz gibi, okura mutlu bir son vaat etmez. Bunun yerine, insan doğasının zayıflıklarını, paranın dönüştürücü gücünü ve umutla felaket arasındaki ince çizgiyi gösterir.

Belki de Steinbeck’i bu kadar güçlü kılan şey tam olarak budur:

Gerçeği yumuşatmadan, süslemeden, olduğu gibi anlatması.

 

Neden Okunmalı?

                       Yoksulluk, umut ve açgözlülük gibi evrensel temaları sade ama çarpıcı bir dille ele aldığı için

                       Paranın insan üzerindeki dönüştürücü ve yıkıcı etkisini düşündürdüğü için

                       Kısa olmasına rağmen okurda derin izler bıraktığı için

                       Mutlu son vaat etmeyen ama gerçeği cesurca anlatan bir roman olduğu için

                       John Steinbeck’in insan ve toplum gözlemini en yalın hâliyle sunduğu eserlerden biri olduğu için


“Peki siz bu kitabı okudunuz mu? Yorumlara fikrinizi yazabilirsiniz.”


İNCELEMEK VE SATIN ALMAK İÇİN

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CİHAN YILDIZ YUNUS'U ARAMAK KİTAP İNCELEMESİ

YARIM KALMASIN - KİTAP İNCELEMESİ -HATİCE GÜNDAY ŞAHMAN

SELMA FINDIKLI – ANKARA İSTASYONU KİTAP YORUMU