KAĞIT EV - BİR KİTAP KOLEKSİYONCUSUNUN DRAMI
Kitap Biriktirmek mi, Kitapları Yaşatmak mı?
Kağıt Ev Üzerine
Kitap okuma değil, daha çok kitap biriktirme
sevdasını anlatan; kısa ama etkisi uzun sürecek, güçlü bir edebi eser Kağıt Ev.
Okurunu sadece bir hikâyenin içine değil, kitaplarla kurduğu kişisel ilişkinin
tam ortasına bırakıyor.
Kitaplarla Dolu Bir Hayat
Romanın kahramanı, on binleri bulan kitap
koleksiyonuna sahiptir. Evde kitap olmayan tek bir oda bile yoktur. Öyle ki
banyodaki kitaplar rutubetlenmesin diye yıllardır soğuk suyla duş almaktadır.
Kitaplar, evin değil; ev, kitapların etrafında şekillenmiştir.
Bu büyük kütüphaneyi düzenlemek için kahramanımız
uzun süre düşünür. Sonunda kendi geliştirdiği bir tasnif ve sınıflandırma
sistemi kurar. Kitapları tek tek inceler, notlar alır, listeler oluşturur.
Yılların emeği, sabrı ve tutkusu kâğıtlara dökülmüştür.
Bir Yangın ve Çöküş
Tam da listelerin sonuna geldiği gün evde bir yangın
çıkar. Kitaplar kurtulur; fakat yıllarca tuttuğu bütün notlar, tasnif
çalışmaları, emekle oluşturduğu sistem kül olur.
Bu kayıp, kahramanın hayatını alt üst eder.
• Eşinden boşanır
• Evini satmak zorunda kalır
• Bir sahil kasabasına yerleşir
• Ve tuğlaları kitaplardan oluşan bir
ev yaptırır
Bundan sonra hem kahramanın hem de kitapların
kaderini değiştirecek şaşırtıcı gelişmeler yaşanır; düğümler yavaş yavaş
çözülür.
Kağıt Ev, kitapların yalnızca insanların kaderini
değil, insanların da kitapların kaderini değiştirdiğini çarpıcı biçimde
gösteriyor.
⸻
Koleksiyonculuk ve Kitap Biriktirme Üzerine
Hepimiz çevremizde istifleme yapan insanlara rastlamışızdır. Gözü gibi baktıkları eşyalar vardır. Koleksiyoncular da bu
gruba dâhildir. Pul, bilet, bardak, magnet, içki şişesi, kutu, oyuncak… Liste
uzayıp gider.
Ben de uzun yıllar kitap biriktirenlerden oldum.
Büyük bir kitaplığım vardı. Sayfa kıvırmaz, altını çizmezdim; kitaba zarar
verdiğimi düşünürdüm. Tabiri caizse kitaplarıma gözüm gibi bakardım.
Emanet kitap vermeyi sevmezdim; verirsem de arkasını
arardım.
Bir gün kitaplığın tozunu alırken kendime şu soruyu
sordum:
“Bu kitaplar raflarda neden amaçsızca bekliyor?”
Cevap yoktu. Çünkü kitaplar okunmak içindi,
saklanmak için değil.
Vedalaşmak
O gün bir karar verdim:
Kitaplarımı serbest bırakacaktım.
Zor oldu.
Günlerce, haftalarca sürdü vedalaşmam.
Ama sonunda hepsini koliledim ve köy okullarına
gönderdim.
Çok zordu ama başarmıştım.
Kitaplarım amacına hizmet edeceği için mutlu
olmuştum.
Şimdi büyük bir kitaplığım yok. Çünkü okuyup
beğendiğim kitapları hediye etme ve paylaşma alışkanlığı edindim.
⸻
Neden Öneriyorum?
Kitapların her geçen gün daha pahalı olduğu bir
dönemde Kağıt Ev, hepimize kitaplarla kurduğumuz ilişkiyi yeniden sorgulatıyor.
Kütüphanelerimizin tozunu almak yerine, kitapların
amacına hizmet etmesine izin vermemiz gerektiğini hatırlatıyor.
Bu yüzden özellikle kitap dostlarına öneriyorum.
Alıntılar
“İçinde mektuplar, banknotlar ve sırlar saklayan
raflara gizlenmiş kitapların sayısı hiç de az değildir. İnsanlar kitapların
kaderini değiştirir.”
“Bir vazo, bir kahve makinesi yahut bir televizyon
bir kitaptan daha önce eskir yahut kırılır, bozulur. Bir kitap, sahibi onu
parçalamak, sayfalarını yırtmak, ateşe atmak istemediği müddetçe işlevini
yitirmez.”
“Bir koleksiyoncu için yangın sözcüğü, düşlerin
yanıp kül olmasıyla eşdeğerdir.”
.jpg)
Çok güzel bir paylaşım olmuş
YanıtlaSilteşekkür ederim
YanıtlaSilBenden kendine soruyorum bazen kitaplığıma bakıp bunları niye amaçsızca bekletiyorum diye ama sonra da kıyamıyorum kitaplığımı dağıtmaya
YanıtlaSil