90'LI YILLARDAN KALAN ARABESK HÜZÜNLER
On dört hüzünlü öyküden oluşan bu kitap, 1980’li ve 1990’lı yılların Türkiye’sinde yaşanan sıradan ama insanın içine dokunan olayları anlatıyor. Okurken sık sık eski Türk filmlerinin atmosferini hissettim. Arabesk yönü oldukça güçlü, samimi ve tanıdık duygularla örülü öyküler bunlar.
Dönemin Ruhunu Yansıtan Öyküler
Kitaptaki öyküler, gündelik hayatın içinden alınmış sahnelerle ilerliyor. Büyük olaylardan çok, küçük kırılmalar anlatılıyor. Bu da metinleri daha gerçek, daha sahici kılıyor. 80’ler ve 90’lar Türkiye’sini yaşamış okurlar için öyküler, zaman zaman bir hatıra defteri gibi.
Dil, Kurgu ve Anlatım
Betimlemeler, insan ve çevre analizleri ile olay örgüsü açısından öykülerin oldukça iyi kurgulandığını söyleyebilirim. Yazarın güçlü bir gözlem yeteneği olduğu her satırda hissediliyor. Oldukça yalın ve sade bir dille yazılan kitapta ayrılık, yalnızlık ve ölüm temaları belirgin şekilde öne çıkıyor.
Devrik Cümleler ve Argo Kullanımı
Kitapta devrik cümlelerin sıkça kullanılması, kimi zaman okuru biriyle sohbet ediyormuş hissine sürükleyerek keyifli bir okuma sağlıyor. Ancak bu kullanım yer yer metni yorucu hâle de getirebiliyor. Ayrıca argoya fazlaca yer verilmesi, benim için kitabın zayıf noktalarından biri oldu.
Kimler Okumalı?
1990’lı yılları yaşamış olan herkesin kendinden bir parça bulabileceği bu kitabı, özellikle öykü türünü seven okurlara gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Hüzünlü ama tanıdık hikâyeleri seviyorsanız, bu kitap sizin için doğru bir durak olabilir.
Alıntılar
“Kadınlar hep olmadık zamanlarda gitmeyi severler.”
“İnsan üzülmekten yorulmaz mı?”
“Şimdi mayıs; yaz desen değil, bahar desen eh işte!”
“Hatıraların da onları hatırlatan eşyalar gibi eskidiğini gördü.”
Yorumlar
Yorum Gönder