HAKKARİ’DE BİR MEVSİM FERİT EDGÜ
Ferit Edgü’nün 1977 yılında O
ismi ile yayınladığı; fakat 1982 yılında sinemaya uyarlanması ile Hakkari’de
Bir Mevsim olarak ismi değiştirilen eseri, 2024 yılında büyük ilgi görüyor.
Edgü’nün asker-öğretmen
olarak gittiği Hakkari’nin Pirkanis Köyü’nde yaşadıklarından yola çıkarak
yazdığı romandaki öğretmenimiz, politik sebeplerle Hakkari’ye sürülen genç bir kaptandır.
Deniz kültürüyle yetişen kahramanımız, karlı dağların arasında unutulan bir dağ
köyüne öğretmen olarak görevlendirilmiştir. Yoksulluk ve cahillik içinde
kaybolan, feodal yapı içinde adeta bir hapis hayatı yaşayan köylüleri, kaderlerine
razı olmak dışında bir çarelerinin kalmadığını anlamış insanları ve
öğretmenimizin yaşadıklarını şiirsel bir dille anlatıyor.
On üç haneli Kürt köyünde tercüman
aracılığı ile konuştuğu muhtar, öğretmene ilk olarak “Kalıcı mısın?” diye sorar. “Kalıcıyım” cevabını alınca okulun açılması ve
çocukların okula gitmesi için öğretmene her türlü yardımı yapar. Devletin
öğretmen göndererek bu unutulmuş köyü hatırlaması bile köylüleri mutlu eder.
Farklı yaşlarda çocuklara okuma yazma, hesap yapmayı öğretmesini isteyen
muhtar, karanlık bir odayı sınıf olması için
verir. Öğretmen bu duruma çok şaşırır, kendini çaresiz hisseder. Çocukların
kendinden daha çaresiz olduğunu hatırlayınca okul araç gereçlerini temin için
il merkezine gider. İl Milli Eğitim
Müdürlüğünde vurdumduymazlıkla karşılaşır. Çocukların defter, kalem, kitap
ihtiyaçlarını karşılamayı kendisi üstlenir. Şehirde iki gün geçirmek zorunda
kalan öğretmen, malzemeleri temin edip bir kamyonun arkasından köye gider ve
kötü bir sürprizle karşılaşır. Köyde salgın hastalık başladığını ve bebeklerin
birer birer öldüğünü görüp çaresizliğe kapılır.
Aynı gün köyün on altısı
erkek, beşi kız yirmi bir çocuğuyla derse başladığında birbirlerinin dilini
bilmedikleri için öğrencileriyle anlaşmakta sorun yaşar. Türkçe ders veriyor
olsa da kendi de onların dilini öğrenerek ortak bir dile ulaşmaya çalışır.
Öğretmen içinde bulunduğu durumu yavaş yavaş kanıksar. Ancak köyde salgın devam
etmektedir. İl merkezine doktor talebiyle yazdığı dilekçeler sonuçsuz kalır.
Yaşadığı ölüm korkusu ve derin yalnızlık sonucu öğretmenin bilinci
bulanıklaşmaya başlar.
Karların erimesi ile köy yolu
açıldığında köye gelen müfettiş, O'nun köyün zor yaşam koşullarına
dayanabildiğini, daha önce öğretmenlik yapmamasına rağmen çocuklara okuma-yazma
öğrettiğini ve bu arada birbirlerinin dilini anlayabilecek kadar
ilerlediklerini görünce şaşırır ve öğretmeni tebrik eder, artık istediği yere
gidebileceğini söyler. Öğretmen son dersini yapar.
“ Bütün öğrettiklerimi
unutun, dünya dönüyor evet; ama burada, bu dağ başında dönmemesini ummak daha
doğrudur. Size hayat bilgisi dersi verdim; ama siz hayatın gerçek bilgisini, bu
dağ başındaki köyünüzde, sonra uzak kentlerdeki askerliğinizde öğreneceksiniz.
Unutmayın ki kitapların yazdığı her zaman doğru değildir. Benim için doğru olan,
sizin için doğru değildir. Burada yaşayacak sizsiniz, sizler karın üstünde
yalın ayak yürüyüp ölmeyenlerdensiniz.” Der.
Ferit Edgü’nün şiirsel metnini perdeye
taşıyan film, “ kendini ararken
başkalarını bulmak” ifadesinin görsel karşılığını etkileyici bir sinema dili
ile 1982 yılında Hakkari’de çekilir. Genco Erkal’ın başrolde oynadığı film, 33.
Berlin Film Festivalinde ve 2. Akdeniz Film Festivalinde 1984 yılında iki ayrı
ödüle layık görülüyor. Fakat doğudaki yoksulluğu, çaresizliği gösterdiği için 1980 darbeci
yönetim tarafından beş yıl süre ile yasaklanır ve yönetmeni tutuklanır. 1987
yılında yeniden gösterime giren film, yıllar içerisinde görüntü ve ses
kalitesinin tahrip olması nedeniyle 2023 yılında restore edilmiş versiyonuyla yeniden izleyici ile buluşur.
Hakkari’de Bir Mevsim
filmi, 2024 yılı temmuz ayında önce Türk Edebiyatının usta kalemlerinden Ferit
Edgü’nün, on gün sonra da Türk tiyatro ve sinemasının büyük oyuncusu Genco
Erkal’ın vefatı ile en çok izlenen filmleri arasında yer alırken, romanda
yayınevleri tarafından yeniden basılır.
ALINTILAR
·
“Yolcu
bir gün yolunu yitirirsen, artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara
kendine.”
·
“Mutluluk
soruların bittiği yerde başlıyor olmalı. Öyle mi?”
·
“İnsanoğlu kendine yetmesini bilseydi önemli
bir sorunu çözümlemiş olurdu.”
·
“-Niçin bu kadar yalan konuşuyorsun?
-Yalana inanmak daha kolaydır da onun için. –
-Düşlere inanmak da öyle!
·
“Çıktıktan
sonra da dönüp kapamadım kapıyı. Açtığım kapıyı bir kez de başkaları kapasın,
dedim içimden.”
·
“Bazı
gerçeklerin bazı gerçekleri unutturduğunu gördüm burda.” (s237)



Kitabı okumadım ama filmi bence efsane
YanıtlaSil