Kayıtlar

KEMAL SAYAR- MERHAMET KİTAP İNCELEMESİ

Resim
  KALBİN SESİNİ DUYMAYI UNUTANLARA, SESSİZ AMA DERİN BİR HATIRLATMA...   Kemal Sayar ’ın Merhamet adlı eseri, insanın unuttuğu duygulara yeniden dönmesi için sessiz ama derin bir çağrı niteliğindeki bir deneme kitabı. Sade diliyle dikkat çeken bu eser, kurguya yaslanmadan doğrudan insanın kalbine ve zihnine sesleniyor. Okuyucuya sadece bilgi sunmakla kalmayıp; durup düşünmeyi, hissetmeyi ve kendine dönmeyi hatırlatan bir metin…   Merhamet: kaybolan bir dil Kitap dört bölüm üzerinden ilerler ve her bölümde merhametin farklı bir yüzüyle karşılaşırız. İlk bölümde insanın kalbine, duygularına ve ilişkilerine bakılır. Bu noktada merhametin sadece üzülmek ya da acımak değil; anlamak, fark etmek ve gerçekten hissedebilmek olduğu vurgulanır.   Aşkın derinliği ve modern insan İkinci bölümde aşk konusu işlenir. Modern dünyanın hızına kapılan ilişkilerin aksine, gerçek aşkın daha derin, sabır gerektiren ve insanı olgunlaştıran bir yönü olduğu anlatılır. Aşk...

SELMA FINDIKLI – ANKARA İSTASYONU KİTAP YORUMU

Resim
  Selma Fındıklı – Ankara İstasyonu Kitap Yorumu      Bazı istasyonlar sadece tren uğurlamaz; bir devri, bir bekleyişi, bir kadının sabrını da uğurlar.       Değerli Yazarımız Selma Fındıklı ile biraz geç tanışmış olmanın pişmanlığı var bende. Hele 2015 yılında kaybettiğimizi öğrenince pişmanlığım yerini hüzne bıraktı. Böylesi güçlü bir kalemi erken kaybetmiş ve geç tanımış olmanın hüznü.       Yazarımız kısacık hayatına birçok roman ve öykü sığdırdığını da söylemeden geçmeyeceğim. Özellikle öykü alanındaki kitapları da ödül almış.            Loş Sokağın Kadınları  adlı öykü kitabıyla 1996  Haldun Taner Öykü Ödülü 'nü,          Ankara İstasyonu  adlı öykü kitabıyla  Edebiyat  alanı  Öykü  dalında 1998  Türkiye İş              Bankası Büyük Ödülü 'nü,        ...

SEVİM AK DALGALAR DEDİKODUYU SEVER KİTAP İNCELEMESİ

Resim
DALGALAR DEDİKODUYU SEVER Sevim Ak’ın Kaleminden Denizle Anlatılan Hayat “Ah, şu dalgalar ne boşboğazdırlar… ” cümlesi daha ilk öyküde insanı kitabın içine çekiyor.  Deniz ve dalga arasındaki o bitmeyen atışma, aslında insan karakterine ışık tutuyor. Dalgalar sır tutamaz; fısıltıları taşır, sözleri büyütür, bazen incitir. Deniz ise sakindir, büyüktür ve bu laflara aldırış etmez. Suskunluk büyük bir erdemdir der belki de.   Sevim Ak , bu iki unsur üzerinden insan ilişkilerini, sırları, hayal kırıklıklarını ve umutları anlatır. Dalgalar Dedikoduyu Sever dokuz öyküden oluşuyor. Çocuklara yazılmış gibi görünse de, satır aralarında büyüklere güçlü mesajlar veriyor . Sade, duru ve anlaşılır bir dili var; ama bu sadeliğin içinde derin bir bilgelik saklı.   “ Gökyüzündeki yıldızlar kadar erişilmez sanırdım hayallerimi. Şimdi eriştim bazılarına. Eriştim de ne oldu?” sorusu, insanın hayallere ulaşsa bile içindeki boşluğu sorgulayabileceğini gösteriyor.   “Yaşam ne basit,” dem...

CİHAN YILDIZ YUNUS'U ARAMAK KİTAP İNCELEMESİ

Resim
        Yunus’u Ararken Kendine Rastlamak Bir Araştırma Kitabından Fazlası “ Yunus Aramak ” bir roman değil. Kurgu kurmuyor, dramatik bir hikâye anlatmıyor. Yunus Emre ’ye atfedilen mezarların izini süren bir gezginin kaleminden çıkmış bir araştırma metni.  Türkiye’nin pek çok ilini dolaşan yazar; tarihî belgeler, akademik bilgiler ve yerel anlatılarla Yunus’un izini sürüyor. Buna rağmen kitap akademik bir mesafe kurmuyor. Dili sade, anlatımı akıcı. Bilgi var ama ağırlık yok. Okur, bir tez okumuyor; bir yolculuğa eşlik ediyor. Mezarı Aramak, Duayı Aramak Yazarın yola çıkış sebebi oldukça anlamlı: Yunus Emre’nin duasını öğrenmek . Başlangıçta bu arayış somut görünüyor. Bir mezar bulunacak, bir iz keşfedilecek gibi. Ancak yol uzadıkça, mezar meselesi karmaşıklaşıyor. Anadolu ’nun farklı şehirlerinde Yunus’a ait olduğu söylenen kabirler var. Her şehir Yunus’u sahiplenmiş. Her yer onu kendi hafızasında yaşatıyor. Bu noktada soru değişiyor: Gerçek mezar hangisi? Ve ...

HAYATIN İÇİNDEN GEÇERKEN KİTAP İNCELEMESİ – MURAT CAN ERGÜN ÜZERİNE

Resim
  HAYATIN İÇİNDEN GEÇERKEN – MURAT CAN ERGÜN ÜZERİNE   Başlıktan Yola Çıkan Bir Okuma   Murat Can Ergün ’ün Hayatın İçinden Geçerken adlı kitabını başlığından yola çıkarak okumaya başladım. Yazar %65 ortopedik engelli ve bu durum metinde bir acındırma unsuru olarak değil, doğrudan bir yaşam deneyimi olarak yer alıyor. Edebi iddiası sınırlı olsa da, Türkçeye hâkimiyeti ve cümle kurma becerisi metne belirgin bir sağlamlık kazandırıyor.   Dil, Üslup ve İlk Temas   Kitabın başında yer alan teşekkür bölümleri okuru zorlayabiliyor; çünkü metnin temposu bu kısımda düşüyor. Ancak burada kurulan minnet dili, kitabın geneline yayılan bir yaklaşımın işareti. Dil sade ve gösterişsiz ; yer yer metnin duygusal yükünü taşıyacak kadar duru.   Anılar ve Minnet Duygusu   Yazar, anılarında yer alan kişileri unutmuyor; onları anarak yazının yalnızca anlatmak değil, aynı zamanda bir borç ödeme biçimi olabileceğini hatırlatıyor. Bu tutum, metni dr...

BİR YAZ YAĞMURU İLE BAŞLADI HER ŞEY

Resim
  Sessiz Bir Hayattan Gürültülü Bir Anlatıya Bazı kitaplar vardır; daha ilk sayfalarda sizi içine alır, bazıları ise direnç gösterir. Son günlerde okumaya çalıştığım bazı kitaplar ne yazık ki benim için ikinci grupta yer aldı. Okuyup bitirmediğim bir kitap oldu bu. Kitabın merkezinde Ankara ’da yaşayan bir yazar-çevirmen var. Sakin, rutinlerle örülü, dış dünyayla mesafeli bir hayat sürüyor. Ancak roman, bu potansiyeli derinleştirmek yerine başka bir yöne savruluyor. Hikâye, yazarın liseden bir arkadaşıyla karşılaşmasıyla hareketleniyor. Muhafazakar görünümlü bu eski arkadaş, gizli bir hayat sürüyor. Alkol, geceler ve hayat kadınlarıyla kurulan ilişkiler üzerinden ilerleyen bu karakter, romana bir kırılma noktası getiriyor. Roman kahramanımızla bir akşam yemeğiyle başlayan dostlukları, kısa sürede kontrolsüz bir sürece evriliyor. Asıl sorun da burada başlıyor. Roman, bu noktadan sonra karakterlerin iç dünyasını, çatışmalarını ya da dönüşümlerini anlatmak yerine, uzun ve de...

ESRA KAHYA – BENİM RÜYALARIM HEP ÇIKAR KİTAP İNCELEMESİ

Resim
  Esra Kahya – Benim Rüyalarım Hep Çıkar   Sessiz ama uzun süre içte kalan öyküler   Benim Rüyalarım Hep Çıkar bir çırpıda okunacak bir kitap değil. Zaten buna izin de vermiyor. Okurken sık sık durup düşünmek, sayfayı kapatıp nefes almak istiyorsunuz. Çünkü bu öyküler yalnızca anlatmıyor; iç acıtıyor, rahatsız ediyor , insanın canını yakıyor.   Tanıdık Bir Acı, Tanıdık Bir Öfke   İlk öyküden itibaren hissedilen duygu oldukça tanıdık. Bu topraklarda büyümüş pek çok insanın bildiği bir acı ve öfke dolaşıyor satırlarda. Cahilliğin, suskunluğun, “gelenek” adı altında sürdürülen hoyratlığın bıraktığı izler var bu metinlerde.   Bazı öyküler öylesine derin ki, kimi satırları okurken hikâyenin içine değil, kendi anılarımın içine daldığımı fark ettim. O anlarda durup soluklandım; sonra geri dönüp aynı satırları yeniden okudum. Belki de bu yüzden küçük bir okuma tavsiyesi vermek istiyorum: Bu kitabı sakin bir gününüzde okuyun . Zihninizdeki me...